Antalya Psikolog Ofisi

Anksiyete-ve-Kaygi-Bozuklugu-Nedir

Kaygı (anksiyete); herkesin zaman zaman yaşadığı, aslında hayatta kalmamızı sağlayan doğal bir duygudur. Ancak bazı durumlarda bu his, sebepsiz yere ortaya çıkabilir veya mevcut durumla orantısız bir şekilde yoğunlaşabilir. Olağan endişe hali kısa sürede etkisini yitirirken, yoğun kaygı durumu kişinin günlük işlevselliğini ve yaşam kalitesini etkileyebilir.

Kaygı düzeyi yüksek olan kişiler; belirsizlik, huzursuzluk ve yoğun endişe hislerinden etkilendikleri için sosyal ilişkilerinde veya iş yaşamlarında zorlanabilirler. Sağlıklı bir kaygı düzeyi kişiyi motive ederken, yönetilemeyen anksiyete ve kaygı durumu kişiyi potansiyelini gerçekleştirmekten alıkoyabilir. Eğer bu hisler uzun süredir devam ediyor ve hayatınızı kısıtlıyorsa, bir uzmandan psikolojik destek almak önemlidir.

Kaygı sorunları, toplumda en sık karşılaşılan psikolojik durumlar arasında yer almaktadır ve her yaş grubunda gözlemlenebilir.

Sık Karşılaşılan Kaygı Durumları Nelerdir?

Kaygının kendini gösterme biçimi kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Temel problem, ortada somut bir tehlike olmamasına rağmen zihnin “alarm durumunda” kalmasıdır. Kişiler, olası senaryolar üzerinde aşırı düşünerek (ruminasyon) anın tadını çıkarmakta zorlanabilirler.

Sıkça destek talep edilen kaygı türleri şunlardır:

  • Ayrılık Kaygısı: Genellikle çocukluk döneminde başlasa da yetişkinlikte de etkileri görülebilir. Kişinin bağlandığı ve güven duyduğu kişilerden (ebeveyn, eş vb.) ayrılmaya karşı duyduğu yoğun huzursuzluk halidir.
  • Sosyal Kaygı (Sosyal Fobi): Topluluk önünde konuşma, yeni insanlarla tanışma veya ilgi odağı olma gibi durumlarda yaşanan yoğun çekinme halidir. Kişi; “hata yapacağım”, “yargılanacağım” veya “küçük düşeceğim” düşünceleriyle sosyal ortamlardan kaçınma davranışı gösterebilir.
  • Panik Durumu: Aniden ortaya çıkan yoğun korku ve bedensel duyumlarla karakterizedir. Panik ataklar sırasında kişi kalp çarpıntısı, nefes alamama hissi gibi bedensel belirtilere odaklanır. Atakların tekrarlayacağı korkusu (beklenti anksiyetesi), kişinin yaşam alanını kısıtlamasına neden olabilir.
  • Yaygın Kaygı Durumu: Belirli bir konuyla sınırlı olmayan, günün büyük bölümüne yayılan “sürekli tetikte olma” halidir. Kişi, günlük olaylar, sağlık, maddi durum veya aile fertleri hakkında en kötü senaryoyu düşünme eğilimindedir. Bu duruma sıklıkla kas gerginliği ve uyku sorunları eşlik eder.

Kaygı Düzeyi Neden Artar?

Kaygı düzeyinin artmasında tek bir nedenden söz etmek mümkün değildir. Genellikle biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin etkileşimi söz konusudur. Psikolojik açıdan ele aldığımızda, kaygıyı tetikleyen temel faktörler şunlardır:

  • Çevresel Stres Faktörleri: İş değişikliği, taşınma, sınav dönemleri, ekonomik zorluklar veya yoğun çalışma temposu kaygı seviyesini artırabilir.
  • Travmatik Yaşam Olayları: Geçmişte yaşanan kayıplar, kazalar, duygusal ihmal veya istismar gibi travmatik deneyimler, kişinin bugünkü olaylara karşı daha hassas ve kaygılı yaklaşmasına neden olabilir.
  • Öğrenilmiş Davranışlar: Ebeveynlerin veya bakım verenlerin olaylara kaygılı yaklaşımı, çocukluktan itibaren dünyayı “tehlikeli bir yer” olarak algılamayı öğretebilir.
  • Düşünce Yapısı: Mükemmeliyetçilik, her şeyi kontrol etme isteği veya belirsizliğe tahammülsüzlük gibi kişilik özellikleri, kaygının sürmesinde önemli rol oynar.

Yaşadığınız yoğun kaygı ve endişe durumuyla başa çıkmak, yaşam kalitenizi artırmak için Antalya Psikolog Ofisi uzmanlarından profesyonel destek alabilirsiniz.

Ara WhatsApp